Çocuklarda Ayrılma Kaygısı

Uzun süren yaz tatili boyunca vaktinin büyük çoğunluğu oyunlar oynayarak, gezerek , arkadaşlarıyla vakit geçirerek tamamlayan çocuklar için artık okul zili çalmaya başladı. Sizler ebeveyn olarak tatlı bir okul telaşı içerisindeyken çocuğunuz için durum biraz daha farklı mı? O halde “Seperasyon Anksiyetesi Bozukluğu” nun ne olduğuna bir göz atalım isterseniz. Çocuklarda sıklıkla görülen bu kaygı bozukluğu türünün temel özelliği, evden ya da evde bağlandığı kişiden çocuğun ayrılması durumunda yaşadığı aşırı bir anksiyetenin (kaygının) varlığıdır. Genelde çocuklar bu durumla ilk olarak okul öncesi dönem ve ilkokula başladığı dönemlerde tanışmaktadır. Anneden ayrılma kaygısı, çocuğun kendi dünyasında algıladığı en korkutucu ve tehdit edici unsurlardan en önemlisidir. Klinik tablolara bakıldığında özellikle 5-7 yaş aralığındaki okula başlayan çocuklarda görülme sıklığı diğer yaş dönemlerine göre daha yüksektir. Her çocuk okulun ilk günlerinde biraz mızmızlanır, annesinin sınıfta kendisiyle beraber kalmasını isteyebilir. Aslında bu durum önceleri ebeveyn ve sınıf öğretmeni tarafından oldukça normal karşılanabilir. Ancak Seperasyon Anksiyetesi’ne sahip olan çocuklar için durum biraz daha faklıdır. Çünkü bu çocuklar okulda ya da anneden ayrı kaldıkları herhangi bir ortamda yoğun bir bunaltı ve endişe içerisine düşerler. İlk başlarda durum okula gitmeye yönelik isteksizlikle başlayabilir. Ancak ilerleyen zamanlarda karın ağrısı, baş ağrısı, kusma türünde somatik (bedensel) semptomlarda kendisini baş gösterir. Çocuk, anneden ayrılma endişesiyle beraber bazı korkular yaşar. Çocuğun, bağlandığı kişi sadece anne olmayabilir. Ona bakım veren anneanne, babaanne ya da bakıcının olmadığı ortamlarda bu yoğun anksiyetesinin katsayısı artmaya başlar. Bu durumu yaşayan çocuklar, annesi yada kendisine bakım veren kişi yanında olmadığında başına bir felaket geleceği, kaybolacağı, öleceği türünden özel korkular yaşar. Korkusu, sadece kendisi için değildir. Annesi’nin de ondan ayrı olduğu için başına birşey geleceğinden yada öleceğinden sürekli endişe duyar. Çocuk, aslında yaşadığı bu yoğun endişe durumu anlatmayı pek beceremez. Genelde bu duruma semptom adını verdiğimiz bazı belirtiler eşlik eder. Bunlar; okula giderken ya da farklı bir ortamda anneden ayrılırken aşırı ağlama, öfke nöbetleri, somatik yakınmalar (karın ağrısı, kusma, bulantı) ve gece korkuları eşlik eder. Peki Seperasyon Anksiyete Bozukluğunun Ortaya Çıkmasının Tetikleyici Unsurları Nelerdir? *Yapılan son çalışmalarda kaygı bozukluğunun sadece psikolojik ve çevresel yönüyle değil aynı zamanda biyolojik etmenlerin varlığıyla da meydana geldiği düşünülmektedir. Bu nedenle kalıtım oldukça önemlidir. Eğer Klinik anlamda kaygı bozukluğuna sahip bir ebeveynseniz çocuğunuz bundan etkilenmesi yüksek bir ihtimaldir. *En önemli diğer etkenlerden birisi de aile yapısı, tutum ve davranışlardır. Özellikle çocuğunu aşırı koruyup kollayan, evhamlı, çocuğunu sürekli göz hapsine alan ve çocuğunun bireyselleşmesine izin vermeyen ailelerin çocuklarında bu duruma daha sık rastlanmaktadır. *Herhangi bir hastalık, göç, yada çocuk için önem arzeden yaşam durumu değişikliklerinde *Yeni bir kardeş dünyaya geldiğinde *Aile içerisindeki bozulmalar, gerginlikler, aile içerisinde yaşanan ölümler gibi çocuğun ruh sağlığı üzerinde önemli etkilere sahip olan tüm durumlar bu durumun tetikleyicileri olabilir. Bu Duruma Sahip Olan Çocuğunuz Varsa Sizler Ebeveyn Olarak Neler Yapabilirsiniz? İlk İş Tedavi Planlaması: -Çocuğunuzun yaşadığı bu kaygılar, en az 4 hafta boyunca sürüyorsa ve okula gitmek yada anneden uzakta bir yerde bulunmak çocuğunuz için artık çok fazla öfke nöbetleri, ağlama krizleri, gece korkularına neden oluyorsa yapılacak olan ilk iş, çocuk ruh sağlığı alanında çalışan uzmanlara başvurmaktır. -Tanı, önemli olduğu kadar yapılacak olan tedavi planlamasıda çocuğunuzun bu durumu atlatabilmesi için oldukça önemlidir. Eğer Çocuk psikiyatri uzmanınız ilaç tedavisine başlamayı öngörüyorsa mutlaka ilaç kullanımını doktorunuz belirttiği şekilde aksatmadan ve düzenli kontrollere giderek takip etmelisiniz. -Ayrıca sınıf öğretmeni, okul rehber öğretmeni ve sizin ebeveyn olarak bu konudaki iş birliğiniz çocuğunuz okula diğer arkadaşları gibi devam edebilmesi için oldukça önemlidir. -Gerektiğinde bu konuda çocuk psikoterapisi alanında uzman olan kişilerin de yapacağı terapötik destekle işiniz oldukça kolaylaşacaktır. Belki de işin en önemli kısmı size düşmektedir. Anne baba olarak çocuğunuzun mızmızlandığı, çok ağladığı ya da bedensel yakınmalardan bahsettiği durumlarda onu gerçekten anladığınızı hissettirin. Eğer şımarık ya da bedensel şikayetlerinin yalan olduğu düşüncesiyle çocuğunuza yaklaşırsanız bu durumun düzelmesi daha zorlaşacaktır. Sonuç olarak çocuğunuza karşı tutumunuz oldukça önemlidir. Onu kendinize bağımlı yapmak yerine, sizin bulunmadığınız ortamlara ve daha gerçekçi bir yaklaşımla hayata hazırlamak için çocuğunuzu bir birey olarak görmeyi deneyin. İşte o zaman! Çocuklarımızı bize bağımlı olmayan ve biz olmadan yaşayamayan nesiller olarak değil kendi ayaklarının üzerinde durabilen, hayata adapte olabilen bireyler haline dönüştürebiliriz. Sevgiler… Uzman Klinik Psikolog Rahime Gürsoy