DEPRESYON İÇİN BİRÇOK TEDAVİ GÖRDÜNÜZ AMA OLMADI MI? O HALDE BİLİŞSEL DAVRANIŞÇI TERAPİLER İLE TANIŞMA VAKTİ GELDİ!

Sonbaharın gelişiyle birlikte “Çağın gribi” diye nitelendirebileceğimiz depresyon ismini daha sık duyurmaya başladı. Peki depresyon, nasıl bir grip ki gittikçe yayılıyor ve geçmiyor? Dünya sağlık örgütünün yaptığı son çalışmalarda , hastalıklar arasında yaygınlığı ve görülme oranı en yüksek olarak tespit edilen “Kalp Krizi”den sonra “Depresyon”un ikinciliği üstleneceğini öngörüyor. Peki her mutsuz kişi depresyon da mı? Hayır değil! Depresyon, bir çeşit duygu-durum epizotudur. Özellikle depresyonun varlığından söz edebilmek için: *En az son iki hafta boyunca, günlerin çoğunda ve hemen hemen her gün sürecek kadar olan hüzünlü, karamsar, çökkün hissetmek ve *buna ek olarak genelde yapmaktan hoşlandığınız şeylere karşı ilginizde azalma ya da zevk alamama hali en önemli temel iki unsurdur. Aynı zamanda kişinin, belirgin derecede yaşam kalitesinin bozulması ve rutin olarak yaptığı işlerde( örneğin işe gitmek, evi temizlemek, arkadaşlarıyla görüşmek…vs gibi durumlarda) işlevselliğini kaybetmeye başlaması halinde ruh sağlığı uzmanları diğer tanı kriterlerini de içine alarak ( uyku azlığı yada çokluğu ,iştah durumu,değersizlik/ suçluluk duygusu, intihar ! ) tedaviye başlamasını gerektirebilir. Depresyon tedavilerinde ilk sırada farmakolojik ilaç tedavileri yer almaktadır. Yani en bilinen haliyle antidepresanlar, sinir sisteminin temel yapı taşlarından olan nöronlarda ki kimyasal geçişe yardımcı olan maddeleri tekrardan düzenler. İkinci sırada ise ilaçlarla beraber başarı oranını en az %80-90’lara çıkarabilen, ilaçsız tedavilerde ise ilaca eş değer olarak görülen “Bilişsel Davranışçı Terapiler” gelmektedir.Peki bu kadar etkili bir psikoterapi ve tedavi yöntemi olan BDT (Bilişsel Davranışçı Terapi) nedir ? Son yıllarda terapilerdeki başarı oranlarının fazlalığıyla adını duyuran Bilişsel Davranışçı Terapiler, diğer psikoterapi türleri içerisinde yer alan bir terapi türüdür. Ama diğerlerinden farklı olarak bilimselliği test edilmiş özellikle depresyon, kaygı bozuklukları gibi hemen hemen tüm psikiyatrik bozukluklarda ilaca eş değer olumlu etkileri görülen bir yöntemdir. Yapılan son çalışmalarda özellikle depresyona sahip klinik vakalarda çok fazla başarı ve yol katedilmiştir. Bilişsel Davranışçı Psikoterapiler ,bireyler de ruhsal sıkıntılara neden olan semptomları belirledikten sonra kişinin bu olayla yüklediği anlam, hissettiği duygu ve bunun sonucunda geliştirdiği davranış kalıpları üzerinde çalışılır. Ancak depresyonun bilişsel davranışçı terapisinde, bu ekolü kullanan terapist, ilk olarak depresyondaki davranışı ele alır. Çünkü ilk aşamada birey, düşünce yapılarının ele alınmasına hazır değildir. Böylece tedavi hedefleri belirlenir. Sonrasında bireyin, depresif duygu durumuna bağlı olarak oluşan davranışları ele alınır. Örneğin sürekli uyumak, hiç birşey yapmamak, insanlarla görüşmek istememek…vs türündeki günlük yaşam kalitesini düşüren davranış kalıpları gibi. Danışan-terapist işbirliğinde seans da terapistin verdiği küçük uygulama/ödevleriyle davranışlar yeniden düzenlenir. Bu ödevler bazen 30 dk kısa yürüyüş, bazen küçük ev işleri yapmak bazen de yeni hobileri hastaya tekrardan kazandırmak olabilir. Böylece yeni ve daha işlevsel olan davranışlar tekrar yaşama eklenir. Daha sonrasında bireyin düşünce, ve duyguları analiz edilerek depresyonu tetikleyen düşünce hataları saptanmaya çalışılır. Örneğin “hiçbir zaman iyi olamayacağım benim hayatım hep böyle gidecek” türündeki felaketleştirilmiş, genelleştirilmiş abartılı ve işlevsiz düşüncelerini yeniden ele alınır. Bireylere daha uzun vadede işe yarar yeni düşünce yapıları kazandırılmaya çalışılır. Buna ek olarak düşüncesi değişen ve yenilenen bireylerin, duyguları da değişmeye başlar. Olumsuz duygular, yeni düşünce yapılarının kazanılmasıyla yerini, olması gereken daha pozitif ve gerçekçi duygulara bırakır. Bu terapinin sonucunda birey, bir öğrenme sürecinden geçer. Yeni, gerçekçi, daha işe yarar düşünce tarzları ile yeni davranışları repertuarına alır .Bu nedenle ilaca ek olarak ya da ilac tedavisi gerekmediği durumlarda da bilişsel davranışçı psikoterapiler ile uzun vade de düzelmek mümkün. Çünkü yaşamı düşündüğümüz şekilde algılar, algıladığımız gibi hisseder ve hissettiğimiz şekilde davranarak yaşarız. Kontrol sende! Yaşamla yeniden barışmayı tekrar dene! Sevgiler…