ÇOCUKLARDA EBEVEYN KAYBI VE YAS SÜRECİ

Sevdiğimiz bir yakınımızın vefatı, belki de yaşamın en zorlu süreçlerinden birisidir. Kaybın verdiği acı, zamanla taşınması çok zor bir yük haline dönüşebilir. Yaşamın gerçekçi ama bir o kadar da kabullenmesi zor olan bu dönemeci erken çocukluk döneminde yaşanmışsa çocuk açısından çok daha fazla örseleyici etkilere neden olmaktadır. Çocuğun en güvenli ve sonsuz limanı anne ve babasıdır. Anne ya da baba kaybı yaşayan bir çocuk, yaşamın güvenli bir yer olduğuna dair inancını ebeveyn kaybıyla beraber sorgulamaya başlar. Ölüm kavramını anlamlandırmak bir çocuk için oldukça zordur. Çocuklar duygularını biz yetişkenler gibi sözel ifadelerle anlatmakta güçlük çekerler. Bu nedenle ebeveyn kaybı yaşayan çocuklarda bazı davranış sorunları görülebilmektedir. Özellikle okul öncesi dönemde gece korkuları, kabuslar, hırçınlık, tırnak yeme, alt ıslatma gibi sorunlar görülebilmektedir. Okul döneminde ise öfke, şiddet, çevreye uyumsuzluk, okula gitmek istememe, arkadaş ilişkisi kurmakta zorluk gibi her yaş düzeyine göre değişkenlik gösterebilen sorunlar meydana gelebilmektedir. Aslında çocuklar, duygusal ve zihinsel olarak anlamlandırmakta güçlük çektikleri bu zorlu süreci davranış ve uyum problemleriyle birlikte bizlere ifade etmektedir. Peki ebeveynini kaybeden bir çocuğa ölüm kavramı nasıl açıklanmalıdır ? Öncelikle, çocuğa bu haberi veren kişi bir yabancı tarafından değil, en güvendiği bir yakını önceliğinde açıklanmalıdır. Açıklama yaparken seçilecek mekan oldukça önemlidir. Çocuğa bu bilgi daha öncesinde hiç gitmediği ve bir daha da gitme olasılığının çok olmadığı bir mekanda anlatmak travmatik etkiyi en aza indirmede yardımcı olabilir. Çocuğa bu bilgiyi verirken, alıştırılarak açıklanması daha uygundur. Öncesinde bir hastane sürecinin yaşandığını ya da rahatsızlandığına dair ifadelerden yola çıkılabilir. Çocuklara ‘ölüm kavramı’ yaş düzeyine uygun olarak açıklanmalıdır. Hastaydı, yaşlandığı için, vefat etti, artık gelmeyecek, şu an bizimle değil, artık cennette…..Şeklinde yapılan açıklamalar çocuğun yaş düzeyine uygun olmadığında kaygılanmasına ve ölümün sadece yaşlı ve hasta kişilerin başına geleceğini, kendisi bir hata yaptığı için artık ebeveyninin dönmeyeceğini, bu durumun onun yüzünden olduğuna dair kendisini cezalandırmasına ve öbür dünyaya yapılan vurgularda ise sevdiği kişinin tekrar geri döneceğine dair umut bağlamasına neden olabilmektedir. Ne yapmak gerekir? -Okul öncesi dönemdeki çocuklar, somut öğrenme döneminde olduğu için çocuğa ölüm kavramını somut değişimler üzerinden açıklamak daha sağlıklı olacaktır. Örnek olarak bizlerin büyümeden önce bebek olduğumuzu, sonra büyüdüğümüzü; bu durumun mevsimlerde de olduğunu önce yaz, sonra bahar ve kış olduğu şeklindeki açıklamalarla işe başlanabilir. Bitkilerin kuruduğunu, hayvanların öldüğü ve diğer canlılar gibi insanlarında öyle olduğu vurgusu yapılabilir. -Ölen kişinin artık nefes alamadığı, söylediklerimizi duymadığı, yemek yemediği ve bizler gibi artık uyumadığı yoluyla fiziksel değişimler yoluyla belirtilebilir. Vefat eden kişi hakkında konuşmalar yapmak, anıları paylaşmak, fotograflarına beraber bakmanın sakıncası yoktur. Çünkü yas, çocuk içinde vardır. Birşeylerin değiştiğinin farkındadır aslında…Yetişkinler olarak onları koruma adına hiç birşey olmamış gibi davranmak, o kişi hakkında hiç konuşmamak, resim ve eşyaları kaldırmak, çocuğa gerçeği anlatmamak süreci zorlaştıran ve bir o kadar da çocuğu kaygılı hale getiren hatalı yöntemler arasındadır. Okul dönemindeki çocuklarda (8 yaş üzeri) ölüm kavramı daha soyut ifadelerle gerçeğe uygun olarak açıklanabilir. Bu yaş gruplarında mezarlık ziyaretine çocuğun isteği doğrultusunda yer vermek en önemlisidir. Kesinlikle zorlama yapmaktan kaçınmak gerekir. Belki de tüm maddeleri kapsayan en önemli detay çocuğun yas sürecin yaşamasına izin vermektir. Onu aşırı ilgiye ve hediyelere boğmaktan ziyade rutin yaşama dahil edilmesine izin vermek en mühimidir. Sevdiği kişiye resim yapmasına teşvik etmek, özlediğinde mektup yazdırmak, beraber fotograflara bakıp konuşmak, çocuğun duygusunu engellemek değil ifade etmesine yardımcı olmak en hayati ve kapsayıcı maddemizdir.