Kaygılar: Yaşam Rotanızı Çıkmaza Sürüklüyorsa El Frenini Çekmekte Yarar Var

Günümüzde her geçen gün artan yaşamsal stresör faktörleri karşısında telaşa kapılmamak, kaygılanmamak elde mi ? Tabi ki de değil… Aslında kaygı, insan olmanın gerektirdiği bir özelliktir. Ancak kaygının şiddeti ve süresi arttıkça bu durum ruh sağlığımız üzerinde önemli yan etkiler meydana getirir. Bu durum bedensel- fizyolojik sistemimizi de olumsuz bir şekilde etkiler. Rahime Gürsoy Uzman Klinik Psikolog Vücudumuzun çalışma sistemini bir arabaya benzetelim. Bu arabanın yol almasını sağlayan, ona çalışma gücünü veren benzin bir nevi kaygılardır. Eğer kaygılar yaşamımızda hiç olmasaydı vücut sistemimiz benzinsiz kalan bir araba gibi hiç yol alamazdı. Tehlikeli durumlardan kendini korumak için hızlanarak kaçamazdı. Kaygılar bizim için bu kadar gerekli ve hayati bir öneme sahiptir. Ancak bunun tam aksine fazla olduğunda da bu araba hızını kesemediği için yoldan çıkarak arızalanabilir. İşte bu durumda kontrolü sağlamak için el frenini çekmekte yarar var. Yani kaygıların bizim kontrolümüzde olduğunu kendimize hatırlatmalıyız… Kaygılar, aslında bireyin geleceğe yönelik olan endişeleridir. Her insan belli dozlarda kaygı içerir. Bu nedenle kaygı bir yönüyle ilaca benzer. Yeterli dozdaysa insanı geliştirir. Hedefe yönlendirir. Motivasyon sağlar. Peki bu ilacın dozu fazla olursa ne olur? Zarar vermeye başlar… Kaygıda öyledir. Çoğu insan bununla başa çıkmakta zorlanır. Çünkü kaygılar bize oldukça inandırıcı gelir. Zihin sürecimizde felaket senaryoları oluşturur. Böylece geleceğin kehanetini yapmaya çoktan başlamış oluruz. Beynimiz kaygılarla o kadar meşgul olur ki “ya olursa” demekten kendimizi alı koyamayız. Zihin sürecimizde yer alan kaygı senaryoları duygu ve davranışlarımızı da tesir altına alır. Böylece yaptığımız işlerde performans düşmesi, motivasyon azalması, yaşamdan keyif alamama ve panik benzeri durumlar gelişir. Çünkü kaygı ne kadar insani olsa da fazla olduğu durumlarda da ruh sağlığımız üzerinde yıkıcı etkilerde bulunur. Peki çözüm nerede? Çözüm; kaygıları kabullenmekte, onlarla yaşamayı öğrenmekte ve kontrolü kendi elimize almayı öğrenmekten geçer. Sevgiler…