SİZDE TEKNO-ÇOCUĞA SAHİP MİSİNİZ?

Çağımız, artık teknoloji çağına dönüştü maalesef… Yetişkinlerin bile teknoloji kullanımı hususunda kendisine engel olamadığı bu çağda çocuklarımızı nasıl koruyabiliriz? Her geçen gün hızla yayılan tekno-virüs kimi çocuklarımızı çoktan esir aldı bile… Yapılan son akademik çalışmalar çocuklardaki 3T bağımlılığının (televizyon-tablet-telefon) çocuk gelişimi üzerinde olumsuz etkilerinin olduğunun sürekli altını çiziyor. Özellikle çocuklarda; dikkat eksikliği, içe kapanma, dil gelişim problemleri, öfke kontrol sorunu, depresyon, yeme bozukluğu gibi birçok psiko-sosyal, psiko-duygusal ve fizyolojik alanlarda sağlığı bozucu yan etkileri olduğunu ısrarla vurguluyor. Çocukları, “tekno-çocuk” yapan çok fazla işitsel, görsel çeldirici bulunmaktadır. Tablet, tv ve televizyonda yer alan sesli efektler, renkli görseller ve sürekli değişen çeldiricilerin; dopamin adrenalin, noradrenalin gibi beyin sistemini etkileyen nörotransmitter maddelerinin aktifleşmesini ve hızlıca yayılmasına neden olmaktadır. Bu maddelerin aktifleşmesi sonucunda günlük yaşamda; heyecan, tutku, haz alma dediğimiz kısacası tekno-çocuğu meydana getiren tablet, telefon, televizyon bağımlılığına yol açmaktadır. Bunun sonucunda ise evler sessiz, oyun parkları boş, oyuncaklar ise henüz oynanmamış olarak duruyor. Artık evden çıkmayan, oyun oynamayan, ödevlerini yapmak istemeyen, ağlama krizleri yaşayan, toplumsal yaşama ayak uyduramayan daha agresif kısacası her seferinde yeni bir “tekno-çocuk” yaşama katılıyor. Peki tekno-çocuğa sahip olmak istemiyorsak neler yapabiliriz? Sınır koymayı denemeliyiz. Çocuğumuzla beraber teknolojiyi hangi saat aralıklarında, ne kadar süreyle kullanacağına dair bir anlaşma yaparak doğru kullanmasına teşvik edebiliriz. Tehlikeyi fark etmeliyiz. Özellikle çocuğun yaşına uygun olmayan her bilgiye sosyal medya üzerinden rahatlıkla ulaşılabilir. Bu nedenle güvenli internet kullanımı ve çocuk ayarlarını açmayı unutmayalım. Çocuğumuza vakit ayırarak onunla kaliteli zaman geçirmeyi deneyebiliriz. Çünkü duygusal olarak ihmal edilmiş çocuklar daha fazla teknolojiye vakit harcamaktadır. Çocuğumuzla beraber yaptığımız sosyal aktivitelerin sayısını arttırmalıyız. Ne kadar ailecek vakit geçirirsek, o kadar az tekno-çocuğa sahip oluruz. Aslında tüm maddeleri kapsayan en önemli husus; çocuğumuzun duygusal ihtiyaçlarını göz önüne almamızdır. Yaşam telaşı, çalışan anne- baba olmak ve birçok etmen çocukla geçirilen zamanın yetersiz ve kalitesiz olmasına neden olabiliyor. Çocuğun duygusal ihtiyaçları karşılamak, sadece çocuğa oyuncak almak değil aynı zamanda onunla oyun oynamaktır. Sosyal aktivite kurslarına götürmek değil, aynı zamanda onunla zaman geçirmektir. Belki de en önemli maddemiz ‘sevgi’ ve ‘zaman ayırmak’ ve de bunu çocuğumuza hissettirmektir…